Webinar Söyleşi Serisi #14 Mehmet Kemiksiz

  • ANA SAYFA
  • DUYURU, HABER, ETKİNLİK
  • DUYURU DETAY
Haberler

Webinar Söyleşi Serisi #14 Mehmet Kemiksiz

  •  2 Haziran 2021 Çarşamba
  •  28 Görüntüleme
  •  Yazdır

Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü tarafından Webinar internet söyleşi serisi, İnstagram uygulamasında “togukonservatuvar” resmî hesabı üzerinden canlı yayın ile gerçekleştirilmeye devam ediyor.

Bu kapsamda on dördüncü söyleşi olarak 02.06.2021 tarihinde İnstagram üzerinden canlı yayın ile Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Gamze Köprülü, Hanende ve Bestekâr Mehmet Kemiksiz ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Mehmet Kemiksiz Bey söyleşiye davet edilmeden önce modaratör Dr. Öğretim Üyesi Gamze Köprülü tarafından Mehmet Bey’in özgeçmişi, yaptığı çalışmaları, besteleri hakkında kısaca bilgi verildi.

Mehmet Kemiksiz, istifade edip örnek aldığı mûsikî üstatlarını anlatarak söyleşiye başladı. Bu manada birebir ders yapmaktan daha da fazlasını yüz yüze olmadan kayıtlardan dinleye dinleye çalışarak ders yaptığını söyledi. Üniversite zamanları döneminde Bekir Sıtkı Sezgin hocanın Radyo kayıtlarını edinip çalışmasıyla beraber eski hafızların taş plak kayıtlarına varana dek geniş bir kayıt arşivi edinip dinleme çabası olduğunu aktardı. Dini (ekseriyetle câmî) mûsikî meşkini Yusuf Gebzeli, İsmail Biçer, Kani Karaca hocalarla, Mevlid-i Şerif meşkini Amir Ateş hocayla, Kur’an-ı Kerim ve Kıraat konusunda Hafız İlhan Tok hocayla, eser icrâsı bakımından Neyzen Ahmed Şahin hocayla uzun zaman çalışma imkânı olduğunu belirtti.

Nota, solfej, makam, usul gibi musikinin tekniğinden ziyade üslup tavır çalışmanın daha önemli olduğunu belirtti. Üslup ve tavır konusundaki görüşlerini; Bir müzik formunun kendi geleneksel icrâ şekline üslup tavır dendiğini aktarıp, Kıraat hususunu, mevlid bahsini örnek vererek anlattı. Bu anlamda Mevlid icrâsı konusunda; mevlidin geşmiş dönemlerde güfte vezninin uzun tef’îlelerini düzgün, çok uzun ve ağdalı icrâ edilmesi gibi günümüze göre daha ağır bir icrâ şekli olduğunu anlatıp bu duruma Hafız kemal’in taş plaklarındaki mevlid kayıtları örnek olarak verilebileceğini söyledi. Bu ağır icrâ şekli 60’larda Mecid Sesigür zamanlarına kadar devam etmiş ve o zaman mecid bey mevlid icrâsını daha yürük şekilde icrâ etmeye başlamıştır. Son 20 yıl göz önüne alınacak olursa mevlid icrâsı konusunda olumsuz spekülasyonların mevcut olduğunu teessüfle belirtti. Hocasından ders alarak, teknik güfte taksimatını düzgün yapan ve güfte vezninin uzun tef’îlelerini düzgün ve ağdalı icrâ eden kişi sayısının iki elin parmağını geçmeyeceğini belirtti.

Lâ dini mûsikî bahsindeki üslup tavır hususunda Bekir Sıtkı sezgin, Alaeddin Yavaşça, Kani Karaca, Meral uğurlu hocaların örneğinde onların ve diğer büyük hocaların yaptıkları icrâlarıyla devam eden üslup ve tavır’ın doğru olduğunu belirtti.

Mehmet Kemiksiz, Enderun Teravih ve Cumhur müezzinliği ile ilgili çalışmalarından bahsederek devam etti. Enderun Teravih’in; daha önceden tayin edilen makamlardan oluşan ilahilerle ve imamın bu tayin edilen makamlarda namaz içinde kıraat etmesiyle oluşan bir özel icrâ biçimi olduğunu anlatan Mehmet Kemiksiz, teravih başlangıcında daha ağır makamlardan başlanarak teravihin ilerleyen kısımlarında yavaş yavaş icrânın yükselerek giden bir şeklinin olduğunu anlattı. Bu kapsamda oluşturulan 35 kişilik bir ekip eğitilip bu çalışmayı beraberce yaptıklarını anlattı. Çalışmadaki müezzinlerin, ramazanın ilk 10 gününde merhaba, son 10 gününde elveda temalı Ramazan ruhuna uygun rahmet, bereket, mağfiret konulu ilahilerini icrâ ettiğini bilhassa anlattı.

Mehmet Kemiksiz söyleşiye Fahri Kopuz’un “Elem geçer dedik amma hakîkât öyle değil” güfteli sûznâk şarkısını icrâ ederek devam etti.

Yaptığı icrâların geneli için; Bekir Sıtkı Sezgin’in sesli ders kayıtlarını hala ara ara dinlediğini anlattı. İcrâsında önemli gördüğü iki husus olduğunu söyledi. Bunlar; icrâsından kendisinin etkilenmesi ve icrâ yapılan muhatabın etkilenmesi olduğunu belirtti. Bu hususların ikisi aynı icrâda aynı anda olursa orada yüksek seviyeli bir müzik icrası ve zevkinin olduğunu aktardı. İcrâ esnasında, yaşadığı yoğun duyguları hasebiyle ara ara koptuğunu ve bu sebeple kendisini o anda sürekli sorguladığını anlattı.

Mûsikî’nin amacının “adam olmak” olduğunu büyüklerinden öğrendiğini ve kendisinin de hem fikir olduğunu söyledi.

Bir eseri çalışırken kendisinin çalışma şeklini; eseri önemli gördüğü üstatlardan kimlerin okuduğuna bakıp kayıtlarını tek tek dinlediğini, perde farklarını anlamaya çalıştığını, gerekirse mevcut notasını yeniden yazdığını, oluşturduğu saz heyeti ile detaylıca çalıştığını ve prova esnasında alınan kayıtları tekrar tekrar dinleyerek kendisini denetlediğini belirterek çalıştığını aktardı.

Mûsikî öğretim yolunda metod mu yoksa meşk sistemini mi benimsediği konusunda; öncelikle öğrenirken ezber ve taklit yapmanın geçmişle irtibat kurmada çok önemli olduğunu, bu yolun evvela yapılması gerektiğini ağırlıkla belirtti. Hem kendisi hocalarından meşk ederken hem kendisi çevresine meşk ederken temel makam ve eser öğrenimi yapıldıktan sonra üst düzey makam icrâsı, üst düzey geçki yapmak için kâr, kârçe, beste formları gibi daha ağdalı eserlerin çalışılması ve bu eserlerin çok sağlam kayıtlarını ezber edip taklit etme yoluna gidilmesi gerektiğini söyledi.

Yaptığı besteler hususunda; genel olarak yaşanılan dönem ve çevredeki oluşan durum ve etkilerin eser besteleme durumuna yansıdığını anlattı. Kendisinin genel manada besteleme konusundaki görüşleri ise klasik anlamda beste yapmayı daha çok sevdiğini söyledi. Az sayıda olmak üzere marş, çocuk şarkısı gibi farklı denemeler yaptığını söyledi. Bestelerinin sayısını 1.500’e yaklaştığını söyledi.

Pandemi döneminde çalışmaya başladığı yeni proje olarak; önemli bir kültür insanı olan, küçük hacimli bir divâna sahip, melâmi meşrep bir zat olan Ertuğrul Seyhan’ın şiirlerinden bestelediği projesinin olduğunu söyledi.

Bu yeni çalışma kapsamında bestelediği, güftesi Ertuğrul Seyhan’a ait olan “Açıldı gözüm şükürler sana” isimli ilâhîsini seslendirerek söyleşiye devam etti.

Özellikle Hayatta olan tecrübeli büyük hocaların sahne performansı için öncesinde yaptıkları antrenman ve egzersizlerin araştırılıp ortaya konulması konusunu araştırılmasının önemli olacağını söyledi.

Son olarak Mehmet Kemiksiz Bey mûsikî yoluna baş koymuş gençlere; eserler çalışırken eserlerin notasından ziyade eser sahibinin veya en iyi icracısının icrâ ettiği şekliyle ezber etmelerini, bu yol ile hem eser öğreneceklerini hem de üslup/tavır sahibi olacaklarını, eser-tavır çalışmayı sürekli yaparak öğrenmeyi güncel güncel tutmalarını ve bu yolda olanların zamanların çok büyük bir çoğunluğunu mûsikîye ayırmaları gerektiğini tavsiye vererek söyleşiyi sonlandırdı.

Bu keyifli söyleşi ile devam eden Webinar söyleşi serisi Devlet Konservatuvarı tarafından 2020-2021 eğitim öğretim yılı bahar döneminde yapılmaya devam edecektir.

Söyleşiyi izlemek için aşağıdaki linke tıklayınız.

webinar Söyleşi Serisi #14 Mehmet Kemiksiz




Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Kampüsü Taşlı Çiftlik Yerleşkesi Tokat / Merkez Posta kodu: 60100 Tasarım: Bilgi İşlem Daire Başkanlığı [Web Grubu], 2018© Tüm Hakları Saklıdır.