Webinar Söyleşi Serisi #15 Kudsi Erguner

Haberler

Webinar Söyleşi Serisi #15 Kudsi Erguner

  •  11 Haziran 2021 Cuma
  •  58 Görüntüleme
  •  Yazdır

Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü tarafından Webinar internet söyleşi serisi, İnstagram uygulamasında “togukonservatuvar” resmî hesabı üzerinden canlı yayın ile gerçekleştirilmeye devam ediyor.

Bu kapsamda on beşinci söyleşi olarak 11.06.2021 tarihinde İnstagram üzerinden canlı yayın ile Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü Arş. Gör. Bora Kanar, Neyzen Kudsi ERGUNER ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Sayın Erguner söyleşiye kendini tanıtarak başladı. Diyarbakır’da doğup İstanbul’da büyüyüp esasen oranın kültürü ile yetiştiğini, dedesinin ve babasının mûsikî çevresi içinde tâlim yaptığını, İstanbul Radyosunda bir süre görev yaptığını, 70’li yıllarda yaptıkları bir turneden sonra Fransa’ya yerleştiğini ve daha sonra mimarlık ve müzikoloji alanında eğitimi aldığını anlattı.

Ney’deki eski geleneksel ney ekolünü devam ettirdiğini söyledi. Devam ettirdiği tavrın Emin Dede’nin, Fahreddin Dede’nin, Neyzen Tevfik’in üflediği ney tavrı olduğunu açıkladı.

Kudsi Bey, ney sazının durumunu anlatarak devam etti. Bu kapsamda ney sazına günümüzde kudsiyet atfedildiğini, ney üfleyeni adeta evliya olarak görüldüğünün yanlış olduğunu belirtti. Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’nin ilk 18 beyitinde anlattığı ney sazının aslında direkt insanı yansıttığını ve bunu doğru anlamak gerektiğini anlattı.  Osmanlı medeniyetinin sanat alanlarının adeta merkezinde olan Mevlevî tarikati’nin de merkezinde olan ney sazının klasik müziğimizdeki yerinin çok önemli olduğunu açıkladı.

Mûsikîmizdeki dini, lâdini, tasavvuf, sanat gibi ayrımların kendisi için doğru olmadığını tarihteki bazı bestekârların her alandan eser verdiğini örnek vererek anlattı.

Geçtiğimiz ay yayınladığı “Mevlevî âyînlerinden bölümler” adıyla yayınladığı albümü ile beraber 131 tane albüm çalışması olduğunu aktardı. Müzik konusunda Türkiye’deki devlet kurumlarında 3. Selim sonrasına, popüler müzik konusunda ise Türkiye, 1950-1960 yıllarından sonra oluşan müziğe odaklanmış halde olduğunu anlattı. Kendi albümlerinde bu kısıtlama dışına çıkıp müziğimizin her dönem eserlerini seslendirmeye gayret ettiğini söyledi.

Modaratör Bora Kanar’ın “World Music” kavramını açıklar mısınız sorusu üzerine Kudsi Bey; Avrupa’daki 1968 senesi olayları ile “World Music” kültürünün büyümeye başladığını söyledi. Avrupa’daki dönem aydınları, Dünya’daki başka kültürlerin müziklerini “World Music” denilen durumun, bazı şeyleri bir araya getirilmesiyle, bilinen aynı şeyleri farklı tarzda sunulması ile oluşmuş bir durum olduğunu aktardı. Dünya’nın çoğu yerinde çoğu ülkenin müzisyenlerinin çok benzer çalışmalar yaptığını, birbirlerini taklit ettiklerini anlattı. Bu bağlamda uzun zamandır dünyada var olan hızlı yaşam stilinin müzik alanına da az emek verilerek insanın kendi müziğini yapması şeklide yansıdığını söyledi. Bu konu için hem müziğin çok iyi bilinmesi gerektiğini hem de ilham sahibi olup bilgiyi bu ilham ile birleştirilmesi gerektiğini aktardı. İsmail Dede Efendi, Hacı Ârif Bey gibi isimlerin bu şekilde büyük olduklarını söyledi. İki, üç eser icrâsı ile bir yol alınamayacağını söyledi.

Sahne performansı konusunda bilgilerini de aktardı. Bizim müziğimiz, sahnede sergilendiğinde seyirciye sadece icrânın “zevk”i geçtiğini söyledi. Doğru icrânın, doğru akordun, doğru perde baskısının olması gerektiğini ancak seyirciye sadece icrânın “zevk”i geçtiğini gözlemlediği için icrâcıların sahnede zevk sahibi bir üslûp ile icrâ yapmalarını anlattı.

Sayın ERGUNER, taksim etmek ile eser icrâ etmeyi açıklayarak söyleşiye devam etti. Taksim etmeyi; makamın seyir, dizi, karakteristik özellikleri gibi tüm unsurlarını geleneksel olan belirli sırayla “taksim” (bölme) edilerek oluştuğunu söyledi. Eserlerde bilhassa peşrev formunu örnekleyerek aynı durumun eserlerde olduğu için esasen bu durumu serbest icrâya yansıtılması için taksim etmenin şeklinin bu şekilde olduğunu söyledi.

Ney öğrenimine başlamak için belirli bir yaş tavsiyesi olmadığını; müzik öğrenmeye talip olmanın yaşı olmadığını açıklayarak söyledi.

Kendi icrâlarında daha sonra kendisini eleştirdiğini yaptığını anlattı. Bir kayıt yapılırken kayıt yapıldığı esnada kaydı yapan insanın o anki durumu, hâlet-i rûhiyesinin çok etkili olduğunu, bu sebeple hem iyi hem kötü icrâ yapabileceğini aktardı. Daha sonra yapacağı kayıtların daha iyi olması için geçmiş kayıtlarını eleştirel gözle dinlediğini söyledi.

Mevlevîhanelerde en üstte bulunan Şeyh Efendi’den sonraki gelen kişinin “neyzenbaşı” olan kişi olduğu için Neyzenlik ünvânının büyük bir sıfat olduğunu anlattı. Dolayısı ile günümüzde dahi bu sebeple, herkesin neyzen olamayacağı, neyzen sıfatına layık olmadığını anlattı.  

UNESCO için; Arif Sağ’dan Cüneyd Orhon’a kadar olan sanatçılarımızın yaptığı ses kayıt çalışmalarının olduğunu ve 70’li yıllardan itibaren uzun yıllardır UNESCO içinde olduğunu söyleyerek söyleşiye son verdi.

Bu keyifli söyleşi ile devam eden Webinar söyleşi serisi Devlet Konservatuvarı tarafından 2020-2021 eğitim öğretim yılı bahar döneminde yapılmaya devam edecektir.

Söyleşiyi izlemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız.

 

Webinar Söyleşi Serisi #15 Kudsi Erguner



Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Kampüsü Taşlı Çiftlik Yerleşkesi Tokat / Merkez Posta kodu: 60100 Tasarım: Bilgi İşlem Daire Başkanlığı [Web Grubu], 2018© Tüm Hakları Saklıdır.